Akıllı Hırsız Zili Çalar

‘Çalmak’ fiili farklı durumlarda söz konusu edilebilir.
Hangisinin hırsızlık, hangisinin maharet olduğunu anlamak için dikkat gerekir.

Bir futbol maçında ‘Topu ayağından tereyağından kıl çeker gibi çaldı’ ibaresinde, kabul gören bir maharet söz konusudur.

Bulunduğu makamı, elindeki yetkiyi kullanarak kendisine menfaat temin eden resmi bir görevli, hakkı olmayan bir kazancı çeşitli hilelere başvurarak elde eden bir esnaf ya da iş adamı ise, hırsızlık yapmış sayılır.

Bu konuyu enine boyuna işleyebilmek için kitap yazmak gerekir. Şu an böyle bir imkânım olmadığı için ‘yüzeyden’ bir değinip geçeceğim.

‘Kıssadan hisse’ misali, sizlerin bir kitap kadar çok şey çıkaracağınızı bilerek.

Eşeği boyayıp aynı adama ikinci kez satan Kayserili; bugün piyasada var olan kurnazca girişimler - oluşumlar karşısında apışıp kalır.


Mevcut şartlarda; bizim Kayseriliden 300 liraya satmaya çalıştığı eşeği ‘daha sonra ödemek üzere 400 liraya satın alıp, onun parasını hiç ödemeyecek binlerce uyanık (!) mevcut artık.

Bu arada eşek de nakit 200 liraya satılmıştır bile…

Rizeli bir arkadaşım var. Hayatı ticaretle geçmiş, dürüstlüğüne inandığım muhabbetli bir insan.

Geçenlerde ayaküstü sohbet ederken, çarpıcı bir örnek verdi piyasada olup bitenlere ve işleyişe dair. O gün not etmiştim, şimdi sizinle paylaşıyorum.

Anzer Balı yalnızca Türkiye’de Rize’de Anzer Yaylası’nda üretilen, dünyaca ünlü bir baldır. Bu baldan yılda ancak 300kg kadar üretilebiliyor. Kilosu da 3 bin TL civarındadır. Bulunması da, alınması da çok zor ve özeldir yani.

Ama gelgelelim İstanbul Mısır Çarşısı’nda hemen her şarküterinin önünde ‘Anzer Balı Bulunur’ ibaresi mevcuttur. Dahası,  depolarında 3000 kilodan fazla Anzer Balı (!) vardır. Kilogramı ise 20 lira civarında satılmaktadır! Ve hangisine sorsanız; gerçek Anzer Balı’nı kendilerinin sattığını söyler, bu konuda ikna edip sizi poşetinizde balla evinize uğurlarlar...

Bu yalnız küçük ticaretlerde böyle değil elbet. Her sektörde ve her kademede ‘kitabına uydurup’ bitirilen işler, ihaleler, satışlar, satın almalar, hizmet üretmeler, menfaat temin etmeler, eşe - dosta - partiliye - akrabaya, kendi cebine göndermeler; hayat döngüsündeki yerini - gücünü - etkisini - geçerliliğini varlığını koruyor.

Felsefe şu: Hayat önüne bir limon çıkarırsa, onu sıkıp limonata yap! Limonun asıl sahibi kim, limonu alırken izin  almak gerekir mi, o limonata içerken, birileri limonundan olmuş mu - olmamış mı vs. vs. gibi ayrıntılar önemli değil!

Hepsi için tek bir şart var; kitabına uydurmak… Uydur da nasıl uydurursan uydur.

Eskiden bir bilmece sorardık birbirimize: Hırsız neyi çalmaz diye. O zamanlar doğru cevap; zili ya da kapıyı çalmaz cevabıydı.

Fakat o, Kayserilinin eşeği boyayıp ikinci kez aynı adama sattığı dönemlerde makbul bir cevaptı.

Hırsızlar artık daha güvenli yollara başvuruyorlar!

Önce zili, cevap veren yoksa kapıyı çalıyorlar. Yine cevap verilmiyorsa anlaşılıyor ki evde kimse yok, iş başı yapıyorlar…

Bu arada; onlara hayırlı işler derseniz - diyenlerdenseniz; belki siz de biraz sebeplenirsiniz…

Aksi takdirde; zenginin malı züğürdün çenesini yorar misali, şikayetlenseniz de size itibar eden pek olmaz…

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.