… ONLARI HERKES TANIYOR

… ONLARI HERKES TANIYOR

 

 

Onlar hep vardı.


Tarihin her döneminde, her toplumda, her devrin maskesi değişen ama özü hep aynı kalan yüzleriyle var oldular.

Düşünmeden konuşanlar, sorgulamadan reddedenler, gerçeği aramak yerine kendi dogmalarına sıkı sıkıya sarılıp gerçeği görmekten korkanlar.

Kendilerine öğretileni ezberleyip, bir ömür boyu başka hiçbir ihtimali düşünmeden yaşamayı marifet sayanlar.

Bir zamanlar aydınlanma adı altında engizisyonlar kuranlar, düşünceyi baskılayanlar onlardı.

Dün Voltaire’i susturmaya çalışanlarla, bugün fikir özgürlüğü adı altında kendi otoritesini kuranlar aynı zihniyetin temsilcileridir.

Roma’nın senatosunda dalkavukluk yapanlar da 1789’da özgürlük adına giyotinle insan biçenler de aynı kökten gelmiştir.

Roma’nın arenasında, halkın alkışları arasında masumları vahşi hayvanlara attılar.

Bir dönem Fransız devriminde özgürlük diye bağırarak giyotinle kelle kestiler.

Dün, "cadı avı" düzenleyerek yakılacak insan listeleri hazırlıyorlardı.

Bugün, farklı düşünenleri sosyal medya linçleriyle yok etmeye çalışıyorlar.

Kendi fikirlerine karşı duran herkesi susturmayı, en büyük adalet olarak görürler.

Değişen sadece yöntem, değişmeyen tek şey onların zalimliğidir.

 

 

ADALET DİLLERİNDEDİR AMA ASLA KALPLERİNDE DEĞİL


Adaletsizdirler.

Adalet kavramı dillerindedir ama vicdanlarında yer bulmaz.

İnsan hakları onlar için sadece bir araçtır; işlerine geldiğinde savunur, işlerine gelmediğinde ilk çiğnedikleri değer olur.

Güç ellerine geçtiğinde, güç ve otoriteyi kötüye kullanırlar.  

İnsan haklarını unutur, adaleti ayaklar altına alırlar.

İnsanları zorla yönlendirmek, baskı altına almak isterler. 

Nefret ve ayrımcılığı körüklerler.

Kendi yanlışlarını meşrulaştırmak için kötülüğü, zulmü sıradanlaştırır, baskıyı normalleştirirler.

Kendi elleriyle çökerttikleri toplumu, başkalarının sırtına yıkmaya çalışırlar.

Eleştirdikleri sistemlerin yerine kendi tahakkümlerini koymaktan çekinmezler. 

Özgürlük dediklerinde yalnızca kendileri için özgürlük isterler; 

Onlar gibi düşünmeyenleri susturmayı ise en büyük hakları olarak görürler.

Kendi gibi düşünmeyen ve kendisine bağlı olmayana düşmandır.

Haindir. Bölücüdür. Bencildir. Kibirli, pis, sinsi, kaba, vandal, çapulcu ve apaçidir.

Çağdaşlık kisvesi, maskesi altında ahlaksızlığı, özgürlük maskesiyle dayatmayı meşrulaştıranlardır. 

Kendi doğrularının mutlak olduğuna inanır, farklı fikirlere tahammül edemezler. 

Kendileri gibi düşünmeyeni susturmayı, sindirmeyi, aşağılamayı meziyet sayarlar.

Ahlaksızdırlar, ki ahlaka da pek inanmazlar. Namussuzdurlar. Kötü kalplidirler. 

Pişkindirler. Gavattırlar. Yabancı hayranıdırlar. Komplekslidirler.

 

 

KÖKSÜZLER VE MENFAAT TAPICILARI


Sözde modern, sözde ilericidirler ama fikirde despot, vicdanda taş kesilmişlerdir. 

Kendi ahlaksızlıklarını "bireysel özgürlük" diye yutturmaya, toplumu çürütmeyi "çağdaşlık" diye süslemeye çalışırlar.

Medeniyeti, yozlaşmakla eş değer görürler. 

Modernliği, kutsal olan ne varsa ona saldırmak zannederler. 

Gelenekten, değerlerden, inançlardan, ahlaktan kopmuş bir hayatı medeniyet sanırlar.

Bütün değerler çürütülmelidir ki yerine kendi boşlukları konulabilsin.


Onlar elbise giydirilmiş kütükler gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşmandır onlar.


Kimliklerini, köklerini, tarihlerinden koparak tanımlarlar, reddederler. 

Atalarından ve tarihinden nefret eder.

Onlar için geçmiş, gelenek, yalnızca küçümsenmesi gereken bir yük, tarih ise utanılması gereken bir lekedir.

Siyaset maskesiyle, millete düşmandır.

Sivil toplum maskesiyle, provokatörlük en başarılı oldukları alandır.

Gazetecilik maskesiyle, borazanlık en revaçta meslekleridir.

Örümcek kafalıdırlar. 

Yobazdırlar. 

Modern giyinme adına komik bir görüntüsü vardır. Keyifçidir. Taparcasına Adamcıdır.

Bazısı okumuş, bazısı okumamış cahildir.


Dini bilmezler, dinle irtibatları yoktur ama sadece İslam düşmanıdır.

İbadeti küçümserler, ibadetle alakası yoktur ama sormasan da geçmişlerinde bir hacı dedeleri mutlaka vardır.

Müslüman gördü mü şeytan çarpmışa döner. 

Çok tanrıcıdırlar.

İnkarcıdırlar.


Biricidirler. İlla birilerine taparlar.

Paraya taparlar. Menfaate taparlar. Makamlara taparlar. Keyiflere taparlar. 

Dün paraya secde edenler, bugün sözde özgürlük havariliği yapıyor. 

Oysa, gerçekte, Parayı gördü mü, secde ederler.

Dün kendi menfaati için milleti satanlar, bugün vatansever rolü oynuyor. 

Gerçekte, Menfaate taparlar.


Ama tarihin bir gerçeği vardır:



  • Güç kimdeyse, ona biat ederler.

  • Değerlerini çıkarlarına göre belirler, ilkelerini duruma göre değiştirirler.

  • Ahlakı bir engel, vicdanı bir yük olarak görürler.

  • Zulüm, eğer kendi taraflarından geliyorsa, “hak edene yapılan bir ders” sayılır.


Merhamet, sadece işlerine geldiğinde hatırladıkları bir süstür.

İhaneti, menfaat karşılığı yapan her çağın satılık akıllılarıdır bunlar.

 

 

GERÇEKLERLE SAVAŞANLAR


Aldatmayı maharet, kurnazlığı akıllılık sanırlar.

İnsanları yönlendirmeyi marifet, zorbalığı hak görürler. 

Kalabalıklara hükmetmek, vicdanlarına yön vermekten daha kolaydır çünkü.

Kalabalıklara yön vermeyi marifet, zorbalığı hak görürler.

Dün bağırarak devrim yapanlar, bugün televizyon ekranlarında ahlak satıyor. 

Hepsi birbirinin devamıdır.


Bugün ekranlarda, gazetelerde, sosyal medyada ve sokaklarda hakikatin düşmanı olarak var olmaya devam ediyorlar.

Göz boyamakta ustalaşmışlardır.

İnsan hakları dillerindedir ama işlerine gelmediğinde ilk çiğnedikleri değer de odur.

Tahammülsüzdür. Koyundur. Mide bulandırıcıdır. 

İki yüzlü bir münafıktırlar. 

Alçaktırlar. Hırsızdırlar. 

Menfaatperesttirler. Dedikoducudurlar. Hizipçidirler. 

Kıskançtırlar. Küfürbazdırlar. Habistirler.

Kesin inançlıdır. Peşin hükümlüdür. Sorgulamaz, yargılarlar. 

Okumaz, yazmaz ama desteksiz sallarlar. 

Konuşmayı, dinlemeyi bilmezler. 

Medeniyeti içki içmek, kumar oynamak, kutsal değerlere bilinçsizce, fütursuzca saldırmak sanır. 

Lafa, söze gelmez. Her şeyi bilir. İflah olmaz. Sözünde durmaz. 

İftiracıdırlar. Yalancıdırlar.

Zalimdirler. Sistematik baskı ve zulüm uygularlar. 

Saldırgandırlar.

Yıkıcıdırlar. Bilinçli olarak zarar verirler. 

Taş kalplidirler. Merhametsizdirler. 

Empati ve şefkatten yoksundurlar. 

İçten içe kötülükten haz alırlar: Başkalarının acısından keyif alır, bundan tatmin olurlar. 

Vicdansızdır.


Yetimi itip kakarlar, yoksulu görmezden gelirler, 

Yoksulu doyurmayı teşvik etmezler. 

En küçük bir yardımı bile engellerler 

ama vicdan gösterisi yapmaktan asla geri durmazlar.


Ve nihayetinde, sorunun kendileri olduğunu bilmez, kabullenmez, fark etmezler. 

Bu yüzden düzelmez, iyileşmezler.


Bir de bu toplumun kanser mikrobu olan, bu tiplere, 

sempati besleyen, daha acınası zavallı bir kitle vardır ki asıl sıkıntı buradadır.

Çünkü kötüler bu zavallılardan beslenirler.


Ve biz bu orta çağ artığı, zombi tiplerle, iki ayaklı, insan görünümlü, ağzı salyalı yaratıklarla 

ve kör zihniyetleriyle maalesef aynı topraklarda yaşamak zorundayız.

 

… Önyargısız ve samimiyetle

SORGULARSANIZ,

Gerçeğin bilgisi (hikmet)size sunulur

 

 

 

erolyazıcı / ABBEYT ♥️

31.03.2025, pazartesi

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.